22 Temmuz 2017 Cumartesi

Okuduğum En İyi 20 Kitap

Burada sizlere şuana kadar okuduğum kitaplar içerisinde en beğendiklerimi sıralayacağım. Aslında 50 kitap yapacaktım ama çok fazla olduğuna karar verip 20'ye indirdim :D Çok zor oldu benim için 20'ye indirmek ve kitap seçmek. Çünkü 20'den çok fazla bir sayıdalar. Ama ne yapalım şimdilik böyle olsun :) Belki bir dahakine sadece isimlerini yazarak 100 kitap yaparım :) (Sıralama yaptım ancak hepsi birbirinden şahane, o yüzden siz sıralamaya pek takılmayın, bu nasıl 10'da, 5'te değil tarzı düşüncelere kapılmayın :))


20) Hayata Dön

Tamamen tesadüf eseri aldığım bu kitabı çok sevdim. Aynı zamanda psikiyatrist olarak yazarımız bazı vakaları anlatıyor. Yani bir nevi kişisel gelişim kitabı. Ama bunun roman versiyonu.

















19) Suç ve Ceza

Bu listeye bir adet Dostoyevski eklemesem olmazdı. Bu kitapla beraber yazarı çok sevdim. Çok ağır olmamasına karşın akıcı bir dili de yok. Orta dereceli diyelim yani.

















18) Sofie'nin Dünyası

Aklınıza felsefe ile alakalı gelebilecek her şey bu kitapta. Hikayeleştirilerek bilgi veren bu kitap bence felsefeyi anlayamaya çok yardımcı oluyor. Merakınız varsa bu konulara tavsiye ederim.

















17) Beyoğlu Rapsodisi

Aslında bu listeye Ahmet Ümit'in bir sürü kitabı girebilir ama kısa bir liste yaptığım için buraya bende en büyük şoku yaşatan kitabı bırakmak istiyorum. Ciddi anlamda sonunda ŞOK OLDUM. Yani bu kitabı daha ne açıklayabilir bilemedim...

















16) Dan Brown Kitapları

Önce tek bir kitabını mı yazsam dedim sonra düşündüm ki bu adamın her bir kitabı dehşet ! Biraz ağır bir dili var, terimler çok fazla. Ama genel konu olarak bakıldığında ince ince işlenmiş zekayı görebiliyorsunuz.















 15) John Verdon Polisiye Seti

Henüz son iki kitabını okumasam da ilk üç kitabı harika ötesiydi. Polisiyelerden en iyiler arasında diyebilirim. Konusu inanılmaz özgün bir kere. Ve sonu Sherlock kadar şok edici. Baya etkileyici bir seri.
















 14) Kadının Derdi - Kadının Fenni

Bir feminist olarak bu kitapları listeme eklemesem olmazdı tabi ki. Bence sadece kadınların değil erkeklerin de okuması gerekiyor. Bu sayede belki biraz bizi anlayabilirler. Ama biraz.











13) Genç Werther'in Acıları

Her zaman bu kitabın gençleri intihara sürüklediğini duymuştum. Okuduktan sonra bende hiç öyle bir etki bırakmadı. Sorun bende mi gençlerde mi anlayamadım :D Ama cidden harika bir kitaptı. Psikolojik olarak etkilenmeye açık insanlar etkilenebilir.
 















12) Bir Cihan Kafes - Unutursun

İclal Aydın'ın kalemini her zaman sevmişimdir. Bu iki kitapta psikolojim resmen bozuldu. Dram üzerine dram. Dramın dibi yav :D Ağla ağla helak oldum vallahi billahi :D Bol ağlamalı kitap arayanlara tavsiyemdir :)
















11) Uzun Beyaz Bulut Gelibolu

Tarihi bir kitap olan Gelibolu, Çanakkale Savaşı sırasında olabilecek ve olmuş olan olaylara ışık tutuyor. Konusunu çok beğendim, özellikle Beyaz Hala karakterine bayıldım. O ne tontoş o ne güzel karakter yahu.














10) Kürk Mantolu Madonna

Kitabı sevmemin asıl nedeni galiba Raif Bey'i kendime benzetmem. Yani erkek değil de kadın olsa Raif değil Öznur olurdu herhalde :D Bir ara baya popülerdi, dalga falan geçiliyordu. Yazık cidden yazık. Böyle kitapların seviyesiz insanların eline geçmesine çok üzülüyorum. Umuyorum ki bir daha hayatında eline kitap dahi almamış insanların diline böyle klasikler dalga konusu olmaz.












 
 9) İstanbul'un Halleri


İçerisinde İstanbul ile alakalı çok komik öyküler bulunan bu kitaba BAYILDIM. Aziz Nesin cidden çok komik yazıyor. Baya baya güldüm. Gülmek için birebir ♥















8) Tohum

Her ne kadar edebiyat hocamız sınav yapacağım diye zorla okutturmaya çalışmış olsa da bu kitap da beni çok etkiledi. İçerisinde aynı zamanda buruk bir aşk hikayesini de barındıran bu kitap hakkında fazla yorum yapmayacağım çünkü o zaman kitabı anlatmış olurum :)














 7) Bir Kitap Bir Balta

Şu anda burada çok iyi bir yorum yapamayacak kadar hatırlamamakla beraber, 2 yıl önce okuduğumda en iyilerim arasına girmişti. Felsefe hocamız sayesinde tanıştığım bu kitabı en yakın zamanda okuyup yorumlayarak sizlerle de tanıştırmak istiyorum.















6) Notre Dame'ın Kamburu

Çirkinliğin her zaman başa bela olduğunu hatırlatan bu kitap beni baya etkilemişti. Özellikle hazin sonundan çok etkilenmiştim. Aynı zamanda Orta Çağ zihniyetini ortaya seren kitap aslında bugünün de çok farklı olmadığı gösteriyor.















5) Edgar Allan Poe Bütün Hikayeleri

Şuana kadar okuduğum en kalın kitaptı. İçerisinde bir sürü hikaye vardı ve bazıları inanılmaz uzundu. Arada beğenmediğim birkaç hikaye olsa da genel olarak bayılarak okuduğum bir kitaptı. Özellike Berenice neydi yahu ?








 
 4) Sherlock Holmes

Polisiye fanatiği olarak Sherlock Holmes'a bayılıyorum. O ne zeka o ne karizma yahu ! Normalde hikaye sevmeyen ben Sherlock'u yalayıp yutuyorum resmen :) Her hikayede bir şeyleri tahmin etmeye çalışmama rağmen sonunda ters köşe yapan bir yazar Doyle.














 3) Ölümcül Oyuncaklar Serisi

Seriyi daha yeni bitirmeme rağmen kesinlikle üçüncü sırayı hak ediyor benim gözümde. Genelde seri kitapları okumayı sevmem çünkü yazar ilk kitapta heyecanı doruklara çıkartır sonrasında ise her kitapta ne yazacağını bulamayınca saçmalamaya başlar. Ama bu öyle değildi, konusu zaten süperdi, akıcılığı ise ondan bin kat daha iyiydi.










 2) Harry Potter Serisi

Çocukluğumun serisi, okulda 'büyü düellosu' yapmamızı sağlayan seri. Bendeki yeri çok büyüktür. Favori karakterim (çoğunuzun bildiği üzere) Severus Snape'tir. Çoğu kişi kendisini sevmese de ben yaşadıklarından ve daha da önemlisi Alan Rickman'ın oynamasından dolayı bayılırım.





1) Mehmet'i Sakatlayan Serçe Parmağı

Lise sonda okuduğum bu kitap nedendir bilinmez bende çok farklı bir duygu bırakmıştı. İlk okuduğumda anlamayıp bu ne ya dediğim, ikinci kez okuduktan sonra jetonumun düştüğü ve resmen aşık olduğum bir kitap kendisi. Hala da bu durum bende devam eder.












Benim için çok zor bir liste oldu. Umarım beğenmişsinizdir. Peki sizlerin en sevdikleri kitaplar neler ? Yorumlarınızı bekliyorum ♥ Ve instagramdan takip etmeyi unutmayın ! @degisikbirkitapkurdu







4 Temmuz 2017 Salı

Sevda Sözleri Yorumu ve Alıntıları



Arka Kapak Yazısı

Cemal Süreya, Cumhuriyet Dönemi şiirinin en özel "vitamin"iydi. Lirik, erotik, politik gür bir ırmak. Sevda Sözleri bu büyük ustanın bütün şiirlerini bir araya getiriyor. Öyle bir bütünlük ki bu, sıcak, tılsımlı ve ölümsüz... 


O ne içli o ne güzel dizeler öyle yahu ! Tam bir şiir cahili olsam da az çok bir şeyler kaptım galiba :D Tamam kabul çoğu şiiri sevemedim belki ama genel olarak süperdi. Bundan sonra alıntılara kısa yorumlar yaparak devam edeceğim.



'Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük'

Bu dizeleri çoğu yerde görmüşsünüzdür. Aşk adlı şiire ait olan bu dizeler ne kadar güzel değil mi ? Size böyle dizeler yazan adamı düşünsenize .. Gerçi çok sevdiğim bir laf vardır; “Sakın bir şair sevme demişler, seni yazmak için seni terk eder.” diye. Ne kadarı doğru bilemem tabi. Bana kalırsa insan terk etmeden de sevdiğine şiir yazabilir. Tartışmaya açık.



'Çığlığındaki sessiz harfler 
Dün gecenin ağırlığıdır damarlarında'

Bu dizeler de Kan Var Bütün Kemiklerin Altında şiirinden. Böyle güzel söze ne diyeceğimi bulamadım vallahi. Zaten her şeyi anlatıyor bence. Sizce ?



'Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı'

 Bu da biz oburlara gelsin :D Kahvaltı adlı şiir mutluluğa parmak basıyor resmen. Bence ilgisi yok, direk mutluluğun kendisi (diğer öğünleri de unutmayalım :D) Yaşasın yemek yemek ! (Ve şüşko olmak :))



'Evet, gün geliyor bıkıyorum senden
Ama İstanbul'dan bıkmak gibi bir şey bu'

Bu da İstanbul aşıklarına gelsin ! Banko adlı şiirden aldığım bu dizeler ne güzel değil mi ? İnsan sevdiğinden bıkabilir mi ? Bıkamaz ya.. İstanbul'dan da bu yüzden bıkılmaz işte. Her ne kadar kalabalık, trafik vs. diye şikayet etsek de gezince aslında ne harika şehir olduğunu görebiliyoruz. Tabi bu sözlerim sadece ev-iş arası gidip gelenleri kapsamıyor ne yazık ki. Tabi burada sorunlara değinmeyeceğim...



'Eksikliğe mi alışmışız mutsuzluğa mı yoksa'

Uçurumda Açan adlı şiirde yer alan bu cümle baya düşündürücü. Gerçekten neye alıştık biz ? Gerçekten neye alıştınız siz ? Ne kadar düşündürücü bir cümle değil mi ?



'Kim istemez mutlu olmayı
Ama mutsuzluğa da var mısın ?

Özür adlı şiirden aldığım bu dizeler de çokça duyduğumuz dizeler. Böyle güzel şiirleri, dizeleri iki günlük aşklar için kullanmasalar çok iyi olacak ya neyse... Neredeyse her facebook profilinde görebileceğimiz sözler oldu artık.



'Dostlari için gizledi, 
Çok daha önce ölmüştü
Çok daha önce yoksa'

Bir iç yakan alıntıya daha geldik. Mübeccel İzmirli şiirinin son dizeleri olan bu dizeler, '18'inde ölüp 70'inde gömülmek' cümlesinin farklı bir versiyonu da diyebiliriz. Acı...


Bir de Biliyorum Sana Giden Yollar Kapalı şiiri var. Onu burada uzun uzun yazmayacağım. Bu güzel şiiri de buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bir yazımızın daha sonuna geldik. Umarım beğenmişsinizdir. Yeni yazılar geldiğinde haberdar olmak için bloğuma abone olmayı unutmayın. Ayrıca instagramdan da yeni kitap yorumları için takip edebilirsiniz; degisikbirkitapkurdu

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Haziran Ayında Okuduklarım

 Bu ay tamı tamına 16 kitap okumuşum :O :D Şimdi gelelim neler okuduğuma...


1) Elveda Güzel Vatanım

Maratonda okuduğum kitaplardan birisi. Harika bir kurgu. Favori Ahmet Ümit kitaplarım arasında başı çekiyor.

Puanım: 5/5 ★★★★★


Yorumu için tıklayın.















 2) Aforizmalar



Kafka'nın yazdığı eser, diğer eserlerine göre daha sönük kalıyor.Galiba roman olmadığı için olsa gerek.

Puanım: 4/5 ★★★★

Yorumu için tıklayın.



















 3) Kadının Derdi


Kadınlarla alakalı olan bu kitap tam feministlere göre. Gerçekten herkesin okuması gereken bir kitap.

Puanım: 5/5 ★★★★★

Yorumu için tıklayın.











 4) Kadının Fenni


Yukarıdaki kitap için ne dediysem hepsi bunun için de alakalı. İlk kitaba göre daha profesyonel olan bu kitap herkeste bulunmalı.

Puanım: 5/5 ★★★★★

Yorumu için tıklayın.











5) Ebedi Yansıma: Kehanet

Tur hesabımız için yazarımız tarafından hediye edilen bu kitaba ön yargılı başlasam da ne kadar yanıldığımı gördüm. Dehşet bir kitap. Türklerden de böyle iyi yazarların çıkması beni çok mutlu ediyor.

Puanım: 5/5 ★★★★★

Yorumu için tıklayın.




















 6) Labirent: Ölümcül Kaçış

Herkesin çok sevdiği bu seriyi bende merak ettim ve okumak istedim. Beklemekle hata yapmışım. Harikaydı ! Fantastik kategorisinde en iyilere girer :)

Puanım: 5/5 ★★★★★

Yorumu için tıklayın.








7) Labirent: Alev Deneyleri

Serinin 2. kitabı da aynı heyecanla devam ediyor. Kesinlikle sıkmayan, heyecanlı, harika bir kitap.

Puanım: 5/5 ★★★★★

Yorumu için tıklayın.












8) Labirent: Son İsyan

Ve deneylerin sonu.. Seri heyecanla bitti. Gerçekten denildiği kadar iyi bir seri idi.

Puanım: 5/5 ★★★★★

Yorumu için tıklayın.





9 ) Labirent: Ölüm Emri


Teresa'nın labirente nasıl geldiğini anlatan bu kitap bence olmamalıydı. Sadece para kazanmak için yazıldığını düşünüyorum. İnanılmaz sıkıcıydı, seriye hakaret gibi resmen.


Puanım: 2/5 ★★

Yorumu için tıklayın.














 10) Labirent: Virüs Kodu


Bu da labirentin hikayesi. Ölüm Emri gibi olmasa da olurmuş. Üçleme olarak kalsa daha iyi olurdu bence. Serileri bitirme takıntısı olmayanlar bence okumasalar da olabilir.

Puanım: 3/5 ★★★

Yorumu için tıklayın.














11) Ben de Senden Vazgeçtim

Tur hesabımız için yazarımızın hediye ettiği deneme kitabıdır. İçerisinde çok güzel cümleler var. Yazarımıza başarılarının devamını dilerim :)

Puanım: 3/5 ★★★

Yorumu için tıklayın.

















12) Ölümcül Oyuncaklar: Kemikler Şehri

Yine harika bir seri ile karşınızdayım. Soluksuz okuduğum harika bir kitaptı. Harry Potter'dan sonra favorim oldu diyebilirim şimdiden.

Puanım: 5/5 ★★★★★

Yorumu için tıklayın.











13) Ölümcül Oyuncaklar: Küller Şehri

2.kitabı da son hız devam ediyor. Maratonumun ilk kitabı olan Küller Şehri'ni neredeyse ara vermeden bir günde bitirdim. Kesinlikle değdi :D Kitaplara tek tek not düşmeyeceğim. Yorumları için instagrama bakabilirsiniz.

Puanım: 5/5 ★★★★★

Yorumu için tıklayın.









14) Ölümcül Oyuncaklar: Camlar Şehri

Puanım: 5/5 ★★★★★

Yorumu için tıklayın.















15) Ölümcül Oyuncaklar: Düşmüş Melekler Şehri


Puanım: 5/5 ★★★★★

Yorumu için tıklayın.














16) Ölümcül Oyuncaklar: Kayıp Ruhlar Şehri

Puanım: 5/5 ★★★★★

Yorumu için tıklayın.















Böylece bir ayın daha sonuna geldik. Bence verimli bir aydı. Kitapları da bazılarını beğenmesem de çoğu iyiydi. Beklentimi karşıladı. Instagramdan takip edebilirsiniz: degisikbirkitapkurdu

23 Haziran 2017 Cuma

Senden Önce Ben & Senden Sonra Ben




Senden Önce Ben

Arka Kapak Yazısı 

Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu...

Yaşamın ince detayları Lou'dan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var? Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor? Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir? Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşık soru ve cevaplarla dolu olduğu...

Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.

Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lou'nun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur?

Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün... 




Normalde aşk romanlarını falan seven biri değilimdir. Mıç mıç gerçek hayatta asla olmayan romantiklikler bana göre değildir hiç. Bu kitapta o kadar fazla yok böyle sahneler ancak yine de herkesin abarttığı kadar da muhteşem değil. Kolay okunuyor, basit bir kitap. Vasat da demiyorum tabii, emek var sonuçta. Sonu daha en başından açıktı. Spoiler olmasın diye bir şey demiyorum ama okuyan anlamıştır. Bu kadar açık olmasına rağmen ben açıkçası bir sürpriz beklerdim sonunda. Yazarlar galiba okuyucuları ağlatmayı çok seviyor (nolet olsun).

Bununla beraber anladım ki aşk romanları bana göre değil :D Gıccccık oluyorum resmen.Cidden hiç gerçekçi gelmiyor. Tamam kitap da bir kurgu sonuçta ama böyle hiçbir zaman göremeyeceğimiz aşklar olunca da gına geliyor artık.


Senden Sonra Ben

Arka Kapak Yazısı

Louisa Clark ve Will Traynor birlikte altı ay geçirmiştir. Koca bir yılın yarısı... Ve bu altı ay çok şeyi değiştirmiştir. Lou artık kendi hayallerinden korkan o kasabalı kız değildir fakat hayatı Will'in istediği gibi cesurca yaşamayı da başaramıyordur. Sevdiklerini kaybeden insanların yollarına nasıl devam ettiklerini bilmiyordur çünkü Will'in olmadığı bir dünya onun için hâlâ katlanılması zor bir yerdir. Boş bir apartman dairesinde yaşıyor, havaalanında korkunç bir işte çalışıyordur. Yaşasa da onun için hayat diye bir şey yoktur, ta ki karşısına onu Will'e götüren, kimsenin haberinin olmadığı bir bağlantı çıkana dek...

Kederden arınma yolculuğu hiçbir zaman dolambaçsız değildir ama hayat bazen o incecik çizgide yürürken sunar mucizelerini... Lou sonunda umudu tekrar bulup yeni bir hayat için hayaller kurmaya başlayabilecek midir?


Hikâyelerin mutlu sonla bitmesi için yola devam etmek gerekir...




Nedense bu kitabı bitirmem çok kısa sürdü. 1.5 günde falan bitti. Önceki kitabını biraz gömmüştüm biliyorum :D Ama dili cidden çok kolay, baya su içer gibi okuyorsunuz (benzetme kalp ben). Ve nedense bu kitabı daha çok sevdim. Galiba hastalıklı, imkansız aşktan sonra daha mantıklı geldi, bilemiyorum. Her neyse. Aşk meşk sevenler için idead iki kitap. Kesin okuyun yani :D Ama benim gibi cinsseniz biraz gıcık olabilirsiniz.

Yazımızın burada sonuna geldik. Instagramdan takip etmeyi unutmayın: degisikbirkitapkurdu





12 Haziran 2017 Pazartesi

kitapdostum.com İlk Takasım ve Düşüncelerim

Herkese merhabalar ! Bu yazımda bir çoğunuzun duyduğu kitapdostum.com ile ilgili yazı yazmak istedim.

Çok önceden beri duymuştum ama hiç takas yapmamıştım. Kütüphanesine şöyle bir baktığımda baya güzel kitapların olduğunu gördüm.

Hemen kitaplığımda geçen sene okuduğum ama hiç sevmediğim 'Sırlar Uçurumu' adlı kitabı aldım, takas için ekledim. Daha sonra kitapdostum'un kütüphanesine baktım ve bir de ne göreyim ! İclal Aydın'ın kitabı ! *-* Zaten alacak listemde olduğu için hemen atladım. Ayrıca eski basım olması daha da cezbetti beni.

Böylece ilk takas isteğimi göndermiş oldum. Kitapdostum onayladıktan sonra telefonuma bir müşteri numarası geldi. Bu numara ile Yurtiçi Kargo'ya gittiğinizde kitabınızı ücretsiz olarak gönderebiliyorsunuz. Ben de hemen koştum kargoya :D Kitabımı saat 16 sularında yolladım. Ertesi gün ise ne göreyim ! Kitabım kargoya verilmiş bile :O Kargoya verildikten bir gün sonra da elime ulaştı.

Bazı kitapları da kitapdostumun kütüphanesinden değil, kullanıcıların kütüphanesinden talep edebiliyorsunuz. Ancak bu işlemde kargo ücretini siz ödüyorsunuz.



Tek bir eksisi var o da ayda sadece bir kere takas yapabiliyorsunuz. Bunun dışında ben çok memnun kaldım. Bu takas sınırı umarım en kısa sürede kaldırılır :) Elimde beğenmediğim, orada burada duran bir sürü kitap vardı. Şimdi hepsini istediklerim ile değiştireceğim ! Bence siz de denemelisiniz. Elinizde sadece bir kitap olsa dahi, okudukça değiştirerek bir sürü kitap okuyabilirsiniz ! Üstelik para vermeden :) Bu harika uygulama için çok teşekkür ediyorum.

4 Haziran 2017 Pazar

4 Günlük Okuma Maratonum ♥

Herkese merhabalar ! Bugün sizlere yaptığım maratonla ilgili bir yazı yazmak istedim. Maratonla ilgili kısa bilgiler verip, minnak yorumlar yapacağım sadece. Asıl yorumlar için instagram hesabıma bakabilirsiniz :) 30 Mayıs Salı akşamı 21.00'den 3 Haziran Cumartesi 21.00'e kadar 4 günlük bir maratondu. Benim için çok hoş bir etkinlikti. Şimdi ilk günden başlıyorum :) Not; Fotoğraflar ve yorumlar bana aittir, lütfen izinsiz kullanmayın.


1.Gün (30 Mayıs Salı 21.00 - 31 Mayıs Çarşamba 21.00)

1) İlahi Komedya Cennet

İlahi Komedya üçlemesini yaklaşık 2.5 haftadır okuyordum. Ağır bir kitap olduğu için uzun sürdü birazcık. Maratona başladığımda Cennet'in 60 sayfası kalmıştı. İlk olarak bu kitabı bitirdim. İlahi Komedya üçlüsü gerçekten çok güzel. Anlayabilmek için tamamen kendinizi vermeniz gerekiyor. Diğer klasiklere hiç benzemiyor. Ağır ve akıcı olmayan bir dili var.

Yorumu için tıklayın.













2) Yabancı

Maratonun ikinci kitabı Albert Camus'tan Yabancı adlı eseri idi. 89 sayfa idi. İlahi Komedya'dan sonra çerezlik geldi açıkçası. Dili çok kolay ve akıcıydı. Konusu da hoşuma gitti.

Yorumu için tıklayın.

















 3) Sokrates'in Savunması

İlk günün üçüncü kitabı da Platon'un hocasının yargılanmasına karşılık yazdığı 'Sokrates'in Savunması' adlı kitaptı. Bu da 54 sayfa idi. Korktuğum gibi ağır bir dili falan yoktu, tersine çok kolay okunuyordu.

Yorumu için tıklayın.















4) Elveda Güzel Vatanım

İlk gün 130 sayfasını okuyabildim.


Toplam;

Okunan Kitap Sayısı: 3
Okunan Sayfa Sayısı: 233



2.Gün (31 Mayıs Çarşamba 21.00 - 1 Haziran Perşembe 21.00)

1)  Elveda Güzel Vatanım

İlk gün bitiremediğim kitaba hala devam ediyorum.265 sayfasını okuyabildim.


Toplam;

Okunan Kitap Sayısı: 3
Okunan Sayfa Sayısı: 498


3.Gün (1 Haziran 21.00 - 2 Haziran 21.00)

1) Elveda Güzel Vatanım

Sonunda 116 sayfasını da okuyarak bitirdim :D Uzun bir kitaptı ama harikaydı.Tarihi bir roman kendisi. İttihat ve Terakki Fırkası'na üye olan Şehsuvar Bey'in sevdiği kadına yazdığı mektuplardan oluşuyor. O zamanlar yaşanan olayları acı bir şekilde göz önüne seriyor. Gerçekten de ne zorluklarla kurulmuş bu ülke....

Yorumu için tıklayın.















 2) Aforizmalar



Aforizma, çeşitli konulardaki düşünceleri, kesinlikle bilinmesi gereken kural ve özellikleri birkaç kelime ile öz ve ahenkli olarak anlatan cümle, bir çeşit vecize veya bir slogandır. Sözcüğün kökeni Latince'deki "aphorismus" sözcüğünden gelmektedir. İçerisinde 110 tane aforizma var.


Yorumu için tıklayın.














 3)Kadının Derdi

Ve tabi maratonun bir diğer kitabı Kadının Derdi. Kitap üç bölümden oluşuyor; sondaki hukuksal metinleri okumadım açıkça söylemek gerekirse :D O yüzden 162 sayfa okudum diyorum bu kitap için. Daha uzun yorumunu daha sonra yapaağım.


Yorumu için tıklayın.









 4) Kadının Fenni


 18 sayfasını okuyabildim sadece.



Toplam;

Okunan Kitap Sayısı: 6
Okunan Sayfa Sayısı: 898




 4.Gün (2 Haziran 21.00 - 3 Haziran 21.00)


 1) Kadının Fenni

 Bunun da son sayfalarında ki metinleri okumadım açıkçası :D O yüzden 182 sayfa da bu kitaptan olmuş oldu. Harika bir kitaptı. Feyza Altun'un iki kitabını da okumalısınız.













 2) Labirent Serisi: Ölümcül Kaçış

 Bu arkadaştan da 200 sayfa okuyarak maratonu bitirmiş oldum. Böylece;


Toplam;

Okunan Kitap Sayısı: 7 (7.5 diyelim yarısına geldim :D)
Okunan Sayfa Sayısı: 1280


Ben gerek okurken, gerek instagramda sizlerle paylaşırken çok eğlendim. Gelen yorumlarla iyice şevke geldim diyebilirim hatta *-* Bu süreç içerisinde beni takip eden herkese çok teşekkürler ! Bir sonraki maratonda görüşmek üzere kendinize iyi bakın ! İnstagramdan takip etmeyi unutmayın: değisikbirkitapkurdu

1 Haziran 2017 Perşembe

Üç Şiir - Nazım Hikmet (YKY Yayınları)

YAŞAMAYA DAİR 
 
Yaşamak şakaya gelmez, 
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın 
                       bir sincap gibi mesela, 
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, 
                       yani bütün işin gücün yaşamak olacak. 
Yaşamayı ciddiye alacaksın, 
yani o derecede, öylesine ki, 
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, 
yahut kocaman gözlüklerin, 
                        beyaz gömleğinle bir laboratuvarda 
                                    insanlar için ölebileceksin, 
                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, 
                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, 
                        hem de en güzel en gerçek şeyin 
                                      yaşamak olduğunu bildiğin halde. 
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, 
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, 
           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, 
           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, 
                                      yaşamak yanı ağır bastığından. 
                                                                                     

Şiir üç bölümden oluşuyor. Benim en sevdiğim kısım yukarıdaki kısım yani ilk bölümü. Normal şartlarda yazarları ya da şairleri yaşamlarına bakarak sevmem ya da nefret etmem, ama Nazım'ın hikayesini çoğunuz biliyorsunuzdur. Sırf o yüzden bir gıcıklığım var biraz. Neyden bahsediyorsun sen diye soranlar olursa, yazının en sonuna bırakıyorum hikayeyi(bir hesaptan alıntıdır). Bu şiiri okuduktan sonra biraz sevmeye başladım Nazım Hikmet'i. Hele kitabın sevimli mi sevimli resimleri beni benden aldı. Birkaç fotoğraf bırakıyorum buraya.



CEVİZ AĞACI

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
 


Bu şiirin harika mı harika bir hikayesi var. Hemen buraya yazıyorum.

'Nazım Hikmet, Gülhane parkındaki bir ceviz ağacının altında sevgilisi ile buluşmak üzere randevulaşır. Buluşacakları gün Gülhane parkına gider ve ceviz ağacının altında beklemeye başlar, tam bu sırada polisler de orada devriyeye çıkmıştır. O dönemlerde Nazım Hikmet arananlar listesinde olduğu için polislerden gizlenmek durumunda kalır ve bu ceviz ağacına çıkar. Nazım Hikmet ağacın tepesindeyken biricik sevgilisi Piraye gelip her şeyden habersiz ceviz ağacının altında beklemeye başlar. Polislerden dolayı aşağıya seslenemez ve çaresiz çıkarır kalemi, kağıdı ceviz ağacının tepesinde bu şiiri yazar.'




Bu arada şiiri Piraye'ye yazması da manidar (yazının sonundaki hikayeyi okuyan anladı :)). Hemen kağıdı kalemi çıkarıp şiir yazabilmek de ayrı bir olay tabi. Her ne kadar sevmesem de kendisini takdir ettim :) Uzuuuunn uzun şiir tahlili yapmayı hiç sevmem, yapanları da okumam. Sonuçta şiiri okuyan herkes kendine göre bir anlam çıkarır. Ben burada sadece birkaç bir şey söylemek ve böyle hikayelerini paylaşmak istedim :)




MASALLARIN MASALI

...
Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek...
...


Bu şiirin de en sevdiğim kısmı burasıydı. Bir yazının daha sonuna geldik. En başta sözünü ettiğim hikaye aşağıda. Bu arada instagramdan takip etmeyi unutmayın :): degisikbirkitapkurdu


'Piraye, Nazım'ın kız kardeşinin arkadaşıdır. Kocasından ayrılmış, bir erkek bir de kız çocuğu vardır. Nazım ve Piraye kimsenin haberi olmadan evlenip İstanbul'a yerleşirler. Ama rahat olamazlar. Çünkü Nazım cezaevine girer. Orada kaldığı süre boyunca Piraye'sine bir sürü şiir, mektup yazar. Nazım'ın en çok şiir yazdığı kadındır Piraye. Nazım durmadan, sürekli yazar Piraye'ye. Hatta bir şiirinde “Adını kol saatimin kayışına tırnağımla kazıdım.” der Nazım. Nazım Bursa Cezaevi'nde yatarken dayısının kızı Münevver onu sık sık ziyaret etmeye başlar. Böylece Münevver ve Nazım aşkı başlamış olur. Nazım bunu Piraye'ye bir mektupla anlatır. Münevver evli ve bir çocuk sahibi bir kadındır. Kocası ayrılmak istemez. Bunun üzerine Nazım ve Münevver aşkı iyice çıkmaza girer. Nazım Piraye'ye bir mektup yazar; “Yeryüzünde hiçbir insan, hiçbir insana benim sana yaptığım kötülüğü yapmamıştır. Bütün bunlara rağmen gel. Sana gel diyecek kadar yüzsüz ve alçaksam ne halt edeyim, öyleyim işte. Fakat gel. Ve benden nefret ederek, beni hor hakir görerek de olsa, beni bir daha yalnız bırakma!” der mektubunda. Gelmezse intihar edeceğini söyleyen mektuplar yollar Piraye'ye. Haberler gönderir. Piraye kıyamaz Nazım'a. Nasıl kıysın delice aşık olduğu adama? Dayanamayıp gider Piraye. Affeder Nazım'ı. Bu olaydan sonra Nazım Piraye'ye yazılar yazmaya devam eder. Nazım cezaevinde açlık grevi yapar ve rahatsızlanıp hastaneye yatırılır. Serbest bırakılacağını düşünür Nazım. Münevver'le tekrar görüşmeye başlar. Piraye bilir bunu. Ama yine de hastaneye, Nazım'ın yanına gider ve çıktığında evine gelebileceğini söyler. Yine kıyamaz Nazım'a. Tam bu konuşma sırasında içeriye Nazım'ın kız kardeşi ve Münevver girer. Piraye çıkar odadan. O günden sonra da bir daha görüşmez Nazım'la. 20 yıl sürer Piraye ve Nazım'ın aşkı. Bu süre boyunca Nazım hep cezaevindeydi. Piraye Nazım'ı hiç yalnız bırakmadı ve hep sabırla bekledi onu. Nazım'la boşandıktan sonra da kimseyle evlenmedi. Keşke Nazım şair olmayı becerebildiği kadar sevmeyi de becerebilseymiş.'

PDF Kitap Listesi 2

1) Psikiyatrist İndirmek için tıklayın. 2) Labirent Serisi Ölümcül Kaçış indirmek için tıklayın. Alev Dene...